Uydum Cübbesi Islak İmama…

0

Uzun bir aradan sonra yarın cuma namazı kılacağız inşallah. Mutluyuz ve heyecanlıyız. Biraz da kaygılı… Malumunuz; namazlar sağlık gerekçesiyle camilerin içinde değil de avlusunda kılınacak. Bu durum çoğumuzun aklına şu soruyu getirebilir: Ya yağmur yağarsa?

Eskiden bilindiği gibi cuma ve bayram namazları, namazgâh denilen açık alanlarda kılınıyordu. Günümüzde de cemaati çok olan camilerin avlusunda, cemaat her daim oluyor zaten. Aslında birçoğumuz için çok sıra dışı bir durum değil açık alanda namaz kılmak. Sıra dışı olan, imamlarımızın da cami dışında olacak olmaları…

Gelelim sorumuza…

Şayet cuma namazı vakti yağmur yağarsa ne olacak? Her şeye rağmen kılınacak mı, yoksa öğle namazına devam mı diyeceğiz?

Klasik fıkıh kitaplarımızda, aşırı yağmurun cuma namazının vücûbiyetini düşüreceği yazıyor. Ancak “aşırı” ne demek? Aşırı yağmur, insanı atletine kadar ıslatacak kadar yağması değil elbette. Aşırı yağmur, kişinin malına, canına ve tabii ki sağlığına zarar verecek derecede miktarda ve şiddette olması demek. Aşırı sıcak ve soğuk da aynı hükme tâbi.

Öncelikle Allah’tan niyazımız, güzel bir havada cuma namazı kılabilmek elbette. Ancak yağmur yağacak olsa bile “aşırı” olmadığı müddetçe namazı terk etmemek gerek. Kargaşaya sebep olmayacaksa yağmur dinene kadar namazı biraz geciktirerek kılmak da bir çözüm olarak unutulmamalı. Ancak şunu akıldan çıkarmamak lazım ki bundan sonraki cuma namazlarımızı asıl tehdit edecek olan yağmur değil, hafizanallah hastalığın yeniden yükselişe geçmesi. Bunun için elimizden gelen her türlü tedbiri almaya gayret etmek lazım.

Özlemle beklediğimiz cuma namazı için bayramlıklarını hazırlayan çocuklar gibi seccademizi, takkemizi ve belki de şemsiyemizi hazır edelim bugünden… Yağmur yağacak olsa bile bugünden niyetimizi sağlam tutalım. Oldu ya üzerimize rahmet yağarsa yine de diyelim “Uydum cübbesi ıslak imama!”

Allah şimdiden kabul eylesin…

Önceki İçerikMesnevîhân Ahmed Cevdet Paşa
Sonraki İçerikAteist Ve Deistlere Güvenmemenin 100 Nedeni
Salih KUMAŞ
1977’de Kars’ta dünyaya geldi. 1994 yılında Kocaeli İmam Hatip Lisesi’nden, 1999 yılında Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 2000 yılında Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslâm Hukuk Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak akademik hayatına başladı. 2001 yılında yüksek lisansını, 2007’de de doktora tezini tamamladı. 2011 yılında doktor öğretim üyesi olarak göreve başladı ve hâlen aynı kurumda bu göreve devam etmektedir. Evli ve dört çocuk babasıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here