Deizmi Ortaya Çıkaran Temel Durumlar ve Deizme Karşı Yapılan Bazı Eleştiriler

0

Deizm kelime anlamını Tanrı anlamına gelen “Deus”tan almaktadır. Özellikle on yedinci yüzyılda İngiltere’de ortaya çıktığı bilinen bir Tanrı tasavvurudur. Deizm Tanrı tasavvurunu tam olarak kavrayabilmek için, öncelikle onun ortaya çıkmasında etkili olan sebepleri ve etkenleri bilmemiz gerekmektedir. Yani deizmin, hangi düşünceyi destekleyen ve hangi fikri eleştiren-reddeden bir şekilde ortaya çıktığı önemli bir yere sahiptir. Aslında deizm; Ortaçağ düşünce tarzına, Hristiyanlık dinî anlayışına, kilise ve papazların inanç uygulamalarına karşı onların eksiklik ve yetersizliklerinden kaynaklı sıkıntıları ele alan bir Tanrı tasavvuru olmuştur.

Deizm kavramsal olarak Tanrı ile bağlantılı bir şekilde yaratancılık anlamında kullanılmaktadır. Bu durumda, bir yaratıcı gücün var olduğunu, ancak tüm dinlerde vahiy, peygamber, mucize, kutsal kitap, ahiret inancı gibi dinî unsurların olamadığı anlayışı savunulmaktadır. Çünkü deizmde bu gibi dinî durumlara ve unsurlara gerek duyulmamaktadır. Bu durum ile alakalı olarak, yine de Hristiyanlığa bir tepki ve bu dindeki teslis, ruhbanlık, günah çıkarma ve cennetten tapu alma-verme gibi durumlara bir alternatif olarak ortaya çıktığını da söylememiz mümkündür.

Deizmde Tanrı evreni yaratmıştır, fakat sonrasında evrenin kendi yasalarına göre işleyiş gösterdiği anlayışı hâkimdir. Yani Tanrı evreni yarattıktan sonra yaptığı ve yapması gereken hiçbir sorumluluğa sahip değildir ve yapmamaktadır. Hatta İslam literatüründe sürekli olarak dillendirilen François Marie Arouet Voltaire’ın kullanmış olduğu saat örneğine göre; Tanrı evren saatini kurmuştur ve böylece bırakmıştır. O saat kendi mekanik işleyişine göre çalışmaya devam ettiği gibi evren de kendi kanunlarına göre işleyişini devam ettirmektedir. Yani, deizm Tanrı’nın varlığını kabul eder, ancak Tanrı’nın transandantal (aşkın) olduğunu ileri sürmektedir. Ayrıca Tanrı, plan yapar, program belirler ve bu doğrultuda yaratır, sonrasında hiçbir şeye hiçbir şekilde dâhil olmaz.

Deizmin kullandığı argümanlar her ne kadar bir ilah inancı anlayışını benimsemiş olsalar da, kısmen veya gizli bir şekilde ateizm akımının kullandığı içeriklerle benzerlik göstermektedir. Günah, cehennem, hesap, emirler, yasaklar, kader, ahiret vs. gibi kavramları inkâr düşüncesi insanların bu akıma meyletmesinin temel sebeplerinden bazılarıdır. Bu unsurların olmaması beraberinde peygamber ve kutsal kitabın da olmamasını gerektirmektedir. Böylece insanların özgür bir şekilde dinî anlayışlarını yaşayabilmelerinin gerekliliği ön plana çıkmaktadır.

Ayrıca deizm Tanrı tasavvurunun kabul ettiği tek şey olan Tanrı’nın varlığını ise biz sadece akıl yolu ile bilebilir ve kavrayabiliriz. Hatta o dönemin düşünürleri, bu konunun “katı akılcılık” diye tabir edilen durumun dışında hiçbir şekilde bilinemeyeceğini ve anlaşılamayacağını ifade etmişlerdir. Bu durum din felsefesi alanında “Doğal Din”  anlayışı olarak ifade edilmekte ve kullanılmaktadır. Bunun diğer bir kullanılan ismi ise “Katı Rasyonalizm” olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani Tanrı, akıl ve ahlaktan başka bir kutsal tanımayan deizm tasavvuru, böyle bir inanç olarak bilinmekte ve benimsenmektedir. Bu bağlamda deizm, olgusal dünya ile inanç dünyasını ayrı tutmaktadır. Çünkü deizm, ya tanımlama ya da tanımlayamama durumunu ortaya koymaktadır. Deizm Tanrı tasavvurunun öne çıkan bazı temsilcileri içinde;  Descartes, Spinoza, Leibniz, Kant, Rousseau, Voltaire,  vb. filozoflar sayılabilir.

Ancak şurası çok önemlidir ki; deizm ne teizmin varmak istediği ve vardığı bir sonuçtur, ne de ateizmin başlangıcında önemli bir görev üstlenen bir sebeptir. Bu durum hakkında sadece kısaca deizmin aslında gizli ve korkak bir ateizm anlayışı olduğunu ifade ederek aralarındaki ilişkiyi özetleyebiliriz. Bu bağlamda deizmin, ateizm anlayışının ekmeğine yağ sürdüğü iddia edilmektedir.

Deizm, yakın zamana kadar gerçekte Hristiyanlığın hurafe içerikleriyle dolu olan ve bunlara karşı akıl ve mantığın isyan etmesiyle etkili olmaya başlayan dinî bir akımdır. Özellikle 17. yüzyıl ve sonrasındaki dönemde bilimcilerin çalışmalarını etkileyen deizm, akıl kökenli bilimsel yaklaşımın dine uygulanması düşüncesini ortaya çıkarmıştır. Bununla bağlantılı olarak, İslam literatüründe deizm, yani Allah’ın evreni yarattıktan sonra tabiat kanunlarını devreye sokmak suretiyle evreni kendi haline terk ettiği düşüncesi önemli bir yere sahip olmuştur. Ayrıca deizmi ortaya çıkaran sebeplerle bağlantılı olarak, kilise ile bilim adamlarının çatışması önemli bir rol oynamıştır. Dünyanın anlaşılması yalnızca din ile mümkündür ve bu nedenle bilimi bir tehdit olarak görmektedir. Bilim adamları tüm bu eleştirileri reddetmiştir ve Tanrı’yı yeniden tanımlama yoluna gitmiştir. Hesap sormayan bir Tanrı’nın varlığı insanlara çekici ve cazip gelmektedir. Bu nedenle deistler dinsiz Tanrı tasavvurunu ortaya koymaya çalışmışlardır.

Deizm felsefesine göre, kâinatı ve insanı yaratan bir yaratıcı vardır. Fakat yaratıcı; yaratma durumunu, yarattığı hiçbir şeyden ve özellikle insandan bir şey beklemeden meydana getirmiştir. Tanrı yarattıktan sonra hiçbir şeye karışmamakla birlikte, insanları özgür bir halde bırakmıştır. Deizm bu yönüyle, sadece yaratıcıya inanan insanların benimsediği bir akımdır. Fakat bu akıma neden olan faktörlerle bağlantılı olarak deizmin kendisi de başlı başına kendi içerisinde bazı eksiklik ve yetersizlikler barındırmaktadır. Nitekim deizmin din ve insan arasındaki ilişkiyi oluşturan birçok unsuru dışarıda bıraktığı açıktır.

Sonuç olarak; her ne kadar deizmde var olan yanlış anlaşılmalardan, yanlış kullanımlardan bahsediliyor olsa da deizmin günümüzde benimsendiği görülmektedir. Çünkü modern çağda insan özgürlüğü insanların din anlayışını ciddi bir şekilde etkilemektedir. Günümüzde ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine inanç ve dinî mensubiyetleri sorulduğunda ve onlarla (15-20 yaş aralığı) bu konular konuşulduğunda “Ben deistim.” şeklinde cevapları alma oranları yükselmiş bulunmaktadır. O halde, Tanrı tasavvurlarından deizm içerisindeki aşkınlık durumuna rağmen neden son zamanlarda deizm Tanrı tasavvurunun özellikle gençler arasında yaygınlaşmaya başladığını maddeler hâlinde sıralayalım:

– Ortaçağ, Hristiyanlık dini, kilise ve papazların dinî uygulamalarındaki baskıcı tavrından kurtulmak için

– İnsanların fikir, inanç ve yaşantılarında özgür olma isteklerinden dolayı

– Bilinçli bir şekilde yapılan ve tahrip edici olan ideolojik ve dinî anlayışlara karşı yapılan saldırılara bir tepki ortaya koymak için

– Özellikle dinî gruplar, dinî inanca sahip olan insanlar (topluluklar) ve farklı dinlerin mensupları arasındaki şiddetli ayrımcılık ve çatışmalardan dolayı

– Aydınlanma dönemi ile birlikte ön plana çıkan bilim, teknoloji, deney, gözlem ve akıl gibi durumların önem kazanmasından dolayı

– Din âlimleri ve din yetkililerinin yetersiz ilim sahibi olmaları ve yanlış yönlendirmelerinden dolayı

– Farklı dinî gruplar ve dinî yetkililer arasındaki tutarsızlıklardan dolayı

– Toplumun yetersiz saha araştırması yapması veya hiç yapmamasından dolayı

– İnsanların herhangi bir şey hakkında bir sorumluluk ve yetki almaktan korkmasından ve çekinmesinden dolayı

– İnsanların herhangi bir şeye bağımlılık ve bağlılık durumlarını istememesinden ve kabul etmemesinden dolayı

– İnsanların yaptıkları şeylerden dolayı hesap vermek istememesi ve ceza-mükâfat ile yüzleşmelerinden çekindikleri için

– Hayatlarında her şeye müdahale edilmesini istemedikleri için

– Argo bir tabirle “Rahat bırakın ‘lan’ beni” ifadesinin terbiyeli bir kılıfa sokulmak istenmesinden dolayı

Aydınlanma dönemi ve sonrasındaki “Modern Çağ” diye ifade ettiğimiz günümüzde, özellikle gençler arasında deizm yaygın ve hızlı bir şekilde etkili olarak kabul gören bir topluluğa sahip olmuştur.

Son olarak, Deizme yöneltilen eleştiriler ise şu şekilde karşımıza çıkmaktadır:

  • Deizm toplumlara ve kitlelere mal olmamıştır.
  • Sadece sınırlı entelektüel kitlelere hitap etmektedir.
  • Akla aşırı önem vermiştir ve aklı mutlaklaştırmıştır. Fakat bir yol gösterici olmadan akıl, gerçekliği bulamaz.
  • Deizm sır ve gizem düşüncesini kabul etmez. Çünkü mistik olaylar insanları olumsuz etkilemektedir. Ancak her sır veya mistik olay her zaman olumsuz olmaz, bazen motive edici yönleri de olabilir.
  • Deizm, Tanrı ile insan ilişkisini koparttığı için, Tanrı’nın olup-olmaması insanlar için bir önem ifade etmemektedir. Bu durum, birçok kelâmî probleme de neden olmuş ve zemin hazırlamıştır.
  • Aslında deizm, şimdiye kadar hiçbir dinî, ahlâkî ve sosyal soruya-sorunsala tam olarak cevap vermemiştir.

Önceki İçerikBursa’yı Yâd
Sonraki İçerikAyna ve İstiğrâk
Halis ÇAVUŞOĞLU
1986 yılında Erzurum’da doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Erzurum’da tamamladı. 2010 yılında Cumhuriyet Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden mezun oldu. 2013 yılında Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Felsefesi alanında yaptığı “Jean Jacques Rousseau’da Tanrı Anlayışı” başlıklı tezi ile yüksek lisansını tamamladı. 2014 yılında Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Din Felsefesi alanında Araştırma Görevlisi olarak göreve başladı. 2017 yılında Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Felsefesi alanında “Varoluşçu Teoloji Açısından İnsan Özgürlüğü Problemi” başlıklı tez konusu ile doktora eğitimine başladı. Hâlen doktora eğitimi için 35. madde ile geldiği Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Felsefesi alanında Araştırma Görevlisi olarak görev yapmakta ve doktora eğitimine devam etmekte olan Çavuşoğlu, evli ve bir çocuk babasıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here