Merhum Hocamızdan Dersler

0

 

Araştırma görevliliği sınavı için 1997 yılının ilk ayında Bursa’ya gelmiştim. Dekan olduğu için mülakat onun odasında yapılmıştı. İlk kez o sınavda mülaki olmuştuk. Kendisinden lisans dersi almadığım gibi, daha sonra yüksek lisans veya doktora dersi de almak nasip olmadı. Dekanlığı dönemi biraz zorlu geçmişti ama ben Fakülteye aynı yılın Nisan ayında intisap etmiş toy bir genç olduğum için, bu zorlukları fark edebilecek durumda değildim.

1998 yılı olsa gerek. Yüksek lisans tezimle ilgili Ankara Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi’nde yayımlanmış bir makaleye ihtiyacım olmuştu. Fakülte kütüphanesinde bulamamış olmalıyım. Ankara İlahiyat’tan Fakültemize intikal ettiği için Hocada vardır diye düşündüm. Fakültemiz o zamanlar müstakil iki binadan oluşuyor. Biz bir binanın dördüncü katındayız, Hocanın odası diğer binanın üçüncü katında. Dört kat aşağı inilecek, üç kat çıkılacak. Bir de dönüşü var. Hele bir de eli boş dönersek! Cahil cesaretiyle, Hocaya telefon edip Ankara İlahiyat Dergisi’nin ilgili sayısının kendisinde bulunup bulunmadığını sordum. Hoca “Vardır herhâlde. Gel hele.” diyerek çağırdı. Mutlu ve mesut Hocanın odasına gittim. Beni karşısına oturttu ve “Hocalara telefonla şu dergi var mı, bu kitap var mı diye sorulmaz. Gelir ziyaret edersin, sonra müsaade ister kitaplıkta aradığın var mı bakarsın.” dedi. Kendisinden aldığım ilk ders budur.

Hoca o sıralar, daha sonra Yüksek İslam Enstitüleri, Akademisyenlik Özlemi ve Akademisyenliğin Anatomisi adıyla basılacak olan eserini yeni bitirmiş. Bir veya birkaç çıktı almış. Onlardan birini bana verdi ve “Sen de oku bakalım. Gözüne çarpan bir şeyler olursa söylersin.” dedi. Okuyup geri bildirimde bulunmak üzere Hocanın odasına gittim. Kitapçıkta altını çizip tashih önerisinde bulunacağım yerler var ama bunu nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum. Nasıl karşılanacağından da hiç emin değilim. Hoca teskin edici bir tavırla, “Hadi söyle bakalım, çekinme.” deyince, ilk tashih önerimi, “Acaba şöyle dense, daha mı iyi olur hocam?” diyerek söylemeye çalıştım. Hoca büyük bir ciddiyetle “Aferin. Ne güzel düşündün!” dedi. Bundan cesaret bulup ikinci tashihi, sonra diğerlerini ifade etmeye çalıştım. Tashihlerin hüsnükabul gördüğünü gördükçe, cesaretim arttı. Tüm tashihler bittikten sonra, “Bak gördün mü, bir kitap işte böyle ortaya çıkıyor.” diyerek teşekkür etti. Eleştirilere mütehammil olma ve gençlerin görüşlerine değer verme, Hocadan aldığım ikinci ders oldu.

Tashih önerileri bittikten sonra, benim katkılarıma mukabele olarak -bu benim için fazlasıyla iltifatlı bir ifadeydi zaten-  bana bir fayda olmak üzere dedi ki:

“Bugün konuşma boyunca fazlaca ‘sebep-sonuç ilişkisi’ dedin. Sebep bir tanedir; o da tüm varlıkların sebebi olan Allah’tır. Bir şeyin ortaya çıkmasını sağlayan ise ‘neden’dir. Ayrıca sonuç diye de bir şey olmaz; zira gördüğümüz aslında bir ‘son uç’ değil, aynı zamanda daha sonra ortaya çıkacak olanın nedenidir. Senin sonuç dediğine biz ‘etki’ deriz. Bir nedenin etkisiyle ortaya çıkmıştır. O hâlde ‘sebep-sonuç ilişkisi’ yerine, ‘neden-etki ilişkisi’ demek lazım.”

Bu da hocadan aldığım üçüncü ders oldu.

16.08.2021 günü ebediyete yolcu ettiğimiz Prof. Dr. Hüseyin Aydın Hocamızı hayırla yâd etmeye ve rahmete vesile olması niyazıyla…

Önceki İçerikTecrübenin Hakikati “Soğuğa Yiğitlik Olmaz”
Sonraki İçerikBizim Evden Hikâye: Cübbesini Yüzüne Kapatan Adam
Muhammet TARAKÇI
1974 yılında Zonguldak'ta doğdu. 1991 yılında Zonguldak İmam-Hatip Lisesi'ni, 1996'da Marmara Ü. İlahiyat Fakültesi'ni bitirdi. Ankara Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde "Yahudilikte ve Hıristiyanlıkta Vahiy Anlayışı Üzerine Bir Araştırma" başlıklı yüksek lisans tezini 1999'da tamamladı. "Bir Hıristiyan Apolojist Olarak St. Thomas Aquinas" isimli doktora çalışmasını ise, 2005 yılında Uludağ Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde savundu. 1997 yılında araştırma görevlisi olarak göreve başladığı Uludağ Ü. İlahiyat Fakültesi'nde 2009'da yardımcı doçent, 2012'de doçent ve 2018'de profesör oldu. Hâlen aynı fakültede çalışmaya devam etmektedir. Evli ve üç çocuk babasıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here