Nurettin Topçu Ve Varolmak

0

Vefat yıl dönümü münasebetiyle;

Son zamanlarda gerek gazete ve dergilerin temsilcileri röportaj yaparken gerekse öğrencilerimin bendenize en çok sordukları sorulardan biri de şudur: Tasavvufî hayatla/kültürle nerede nasıl ne zaman tanıştınız? Bu soruya cevap bulmak için elli yıllık bir derinliğe inip araştırma yapmak gerekiyor. Bu “kazı” da bulduklarımı farklı tasniflerle dostlara aktarıyorum. Bazan Kader, Peder, Fener diyerek kafiyeli bir yolu tercih ediyorum. Birinci madde ile alınyazısına ikinci madde ile pederimin yönlendirmesine üçüncü kelime ile de İstanbul İmam Hatip Okulu’nun bulunduğu semte işaret etmek istiyorum. O okulun dolayısıyla öğretmenlerimin himmetine/gayretine atıfta bulunuyorum. Bazen bu tasnifi üç kişi ile tamamlama ve taçlandırmanın peşine düşüyorum:  Rize’de Mehmet Kara/İstanbul’da Nureddin Topçu/ Kayseri’de Süleyman Uludağ.

Gelelim kitap konusuna.. Bendenizi tasavvufî düşünceyle, dervişlerin hikmetleriyle, tekkenin atmosferiyle tanıştıran/buluşturan kitaplar hangileridir? Ortaokul/Lise yıllarında okuduğum eserler arasında böyle bir sıralamayı yapmak ve ilk üçe girenleri belirlemek için yeni bir “kazı” yapmak gerekiyor.

İşte ilk üçe giren eserler:

Varolmak, Nureddin Topçu

Halkadan Parıltılar, Necip Fâzıl Kisakürek

Tasavvuf Ve Hayat, Nedvî’den Tercüme Mustafa Ateş

Varolmak, 1940’lı yıllarda Abdülaziz Bekkine hazretlerinden feyz alan Nureddin Topçu farklı gazete ve dergilerde yayınladığı bazı denemelerini bu isimle bir araya getirmiş ve yayınlamıştır. 27 Mayıs ihtilalinden sonra İsmail Dayı tarafından kurulan Yağmur Yayınevi’nin 14. kitabı olan söz konusu eser, Düşünceler ve Duyuşlar diye iki bölüme ayrılmış, birinci bölümde 12, ikinci bölümde 14 yazı yer almıştır. 94 sayfalık eser 55 yıl önce 1965 yılında yayınlanmıştır.

Bendenizin en şanslı yönü, eserleriyle beslendiğim bu zatla zaman zaman bir araya gelip canlı sohbetlerini dinleyebilme imkânına sahip oluşumdur. Onun tevazu ve mahviyetkârlığına bizzat şahit olmamdır. Bayram ziyaretlerinde misafirlerine terlik hazırlayacak kadar alçakgönüllülüğü ile bize ders vermesidir. Alabildik mi?

Nurettin Topçu 1909’da İstanbul’da doğmuş, İsyan Ahlakı isimli doktorasını Fransa’da tamamladıktan sonra ülkesine dönmüş, kırk yıl öğretmenlik yaptıktan sonra 10 Temmuz 1975 tarihinde İstanbul’da alem-i cemâle intikal etmiştir. Bergson isimli doçentlik tezini tamamladığı halde –tahmin edebileceğiniz sebeplerden dolayı- üniversiteye alınmamıştır. 1939 tarihinde yayınlamaya başladığı Hareket dergisi ile fikir ve düşüncelerini –kınayanın kınamasından korkmadan- kamuoyu ile paylaşan Topçu’nun hayatında Celaleddin Ökten ile Abdülaziz Bekkine’nin sohbetleri belirleyici olmuştur. Yakın tarihten Mehmet Akif Ersoy, Hüseyin Avni Ulaş, Ali Fuat Başgil gibi şahsiyetlere hayrandır. (Hayatı, eserleri, fikirleri ve mücadelesi için Ezel Erverdi, İsmail Kara ve Fatih Birgül’ün eserlerine başvurabilirsiniz)

Varolmak’ta yer alan ve gönül hayatının en mahrem noktalarına dokunan, kalbin esrarlı deryasının derinliklerinden inciler derleyen cümlelerden birkaç tane aktarmak gerekir:

 Kalb sonu olmayan gençliktir. Mukaddesâtın kaynağı kalbdir. Ancak bir kalbin huzurunda hürmet duyulur. Sen işitirsen eğer kalbin diliyle bütün yaratıklar, ağaçlar ve kuşlar söyleşir, zerreler konuşur, seherler ve geceler destan anlatır.

Yeryüzünü böyle güneşli yapan büyük ruhların hepsi de çile çekmekten, işkence edilmekten, zulüm görmekten, yaşamaktan ve ölmekten yalnızlıktan ve Bütün’le bir olmaktan korkmayanlardır. Allah’a götüren yol ızdırabın yoludur. Kâinat ilâhî neşvenin kaynağıdır. İnsan denen bu güzel muamma ilâhî neşvenin bir geçidi bir tecellisidir.

 İlâhî neşveden tatmak istersen benim, senin lafından geç.

Kitabın sonunda yer alan Damlalar başlıklı yazı ise hikmetleri üçlü tasniflerle sunmaktadır. Birkaç örnek verilebilir:

Üç şeyi sevmeyen ruh ölü odaları gibi karanlıktır: Çocuğu, tabiatı, zâlimle kavîden başkasına itaati.

Gözyaşının üç yerde lezzetine doyulmaz: Vuslatta, mağfirette, merhamette.

İnsanlar içinde kendini bilenler şu üç kişidir: Rüzgârı bile incitmeyenler, kendi adlarını söylemekten utananlar, Allah emaneti olan insanlara katı gözlerle bakamayanlar.

Üç türlü insan Allah’tan uzaktır: Rahatlarını hesaplayarak hizmetten kaçanlar, duygulu olduklarını ileri sürüp de sefalet sahnelerinden uzak duranlar, sefih ruhlarda feyz arayanlar.

“Nureddin Topçu’yu okumaya nereden başlayalım?” diye soru soran gençlere;  “İsyan Ahlakı’ndan başlamayın, ağır gelebilir, Varolmak’tan, Türkiye’nin Maarif Davası’ndan başlayın” diyorum.

İkinci okuyacağınız kitap Halkadan Parıltılar olmayabilir. Tasavvuf ve Hayat da olmayabilir. Siz bilirsiniz..

Önceki İçerikİhlâs Sûresi -Çoklu Meal Denemesi-
Sonraki İçerikSâmirî: Bir İstismar Hikâyesi
Mustafa KARA
1951’de Rize’de doğdu. 1970’de İstanbul İmam Hatip Okulu’nu, 1974’de Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü’nü bitirdi. Şebinkarahisar ve İspir Liselerinde öğretmenlik yaptı. 1977’de Bursa Yüksek İslam Enstitüsü Tasavvuf Tarihi asistanlığına atandı. 1983’de doktor, 1989’da doçent, 1994’de profesör oldu. BUÜ İlahiyat Fakültesi Tasavvuf bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan Kara, 2019 yılında emekli oldu. İlk eseri Tekkeler ve Zaviyeler ile Türkiye Milli Kültür Vakfı, Günümüz Tasavvuf Hareketleri adlı eseriyle Türkiye Yazarlar Birliği ödülünü aldı. Dört çocuğu, yedi torunu vardır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here