Bizim Yunus’un İstiklal Şairi’ne Değdiği Yer

0

Bizim Yunus’un İstiklal Şairi’ne Değdiği Yer

İçinde bulunduğumuz yıl hem “Yunus Emre ve Türkçe Yılı” hem de “Mehmet Akif ve İstiklal Marşı Yılı” olarak kabul edilmiştir. Ne de güzel bir tevafuktur bu! Zira ikisinin ruh dünyası da birbirine hayli benzemektedir. Bu sebepten olacak; Eşref Edip, Merhum Âkif’in Tâceddin Dergâhı’ndaki hâtıralarından bahsederken Yunus Emre ilâhilerini çok sevdiğini söylüyor. Dört tanesinin de ismini zikrediyor;

“Seni ben severim candan içeri”

“Bu akl u fikr ile Mevlâ bulunmaz”

“Ben yürürüm yâne yâne”

“Aşkın beni mest eyledi”

Bu meylin sebebini anlamak zor değil…

Mehmet Âkif, Müslümanların lokmalara bölünerek yutulduğuna şahit olmuştur. Bütün bir Safahat, sayfa sayfa ümmetin derdi ile doludur. Çare arayarak yönünü Hakk’a dönmüş, atılan her adımı İslam süzgecinden geçirmekte ve satırlara bunu nazmetmektedir.

Şehâmet dîni, gayret dîni, ancak Müslümanlıktır;
Hakîkî Müslümanlık en büyük bir kahramanlıktır.
Cebânet, meskenet, dünyâda, sığmaz rûh-i İslâm’a…
Kitâbullâh’ı işhâd eyledim -gördün ya- da’vâma.

Dizelerde yazan Âkif’in yanan yüreğidir. Aşağıdaki şiir, Safahat’ın en başında okura bunu seslenmektedir:

Bana sor sevgili kâri’ sana ben söyleyeyim
Ne hüviyyette şu karşında duran eş’ârım :
Bir yığın söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri;
Ne tasannu’ bilirim, çünkü ne san’atkârım.
Şi’r için “göz yaşı” derler, onu bilmem, yalnız,
Aczimin giryesidir bence bütün âsârım !
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım !
Oku, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa;
Oku, zîrâ onu yazdım, iki söz yazdımsa.

Bizim Yunus’un dilinden akan samimiyet, Merhum Şâir’in hisli yüreğine yol bulmuştur. Bu durumun arkasındaki mevzu sadece Yunus’un İslam’ı ve Allah’ı anlatması değildir. Âkif bir yandan da kendi kalbinin gittiği yerden geçmiş dertli bir gönül dinlemiştir. Zira hatırlarsak kıtlık ve Moğol istilâlarının altında “Himmet mi? Buğday mı?” sorusuyla karşılaşmıştır Bizim Yunus. Buğdaya meyletmesi de yadırganacak bir durum değildir. Arkasında onu bekleyen koca bir köy bulunmaktadır. Kısacası Yunus, Âkif’e bu yolun nasıl geçildiğini anlatmış, Âkif de sükût ile dinlemiştir.

Mehmet Âkif’in bahsedilen ilahilerde duyduğu başka bir güzellik de Türkçe’dir. Çünkü bizatihi kendisi devrinin en önde gelen şairi kabul edilmiştir. İstiklâl Marşı gibi muazzam bir eser onun kaleminden çıkmıştır. Dolayısıyla okunan her ilahi ya da şiire beğeniyle yaklaşmayacağı ortadadır. Yunus Emre’nin de kabiliyeti malumdur. Türkçeye has özellikleri kullanarak kelimenin tam anlamıyla sanat eserleri meydana getirmiştir.

Yunus ne hoş demişsin

Bal ü şeker yemişsin

Ballar balını buldum

Kovanım yağma olsun

Fakat mevzu sadece sanat boyutunda kalmadığından manevi olarak da derde derman, sadra şifa dizeler ortaya çıkmıştır. Aynı Âkif’in hisli yüreği gibi sadırlara…

Acep şu yerde var m’ola
Şöyle garip bencileyin
Bağrı başlı, gözü yaşlı
Şöyle garip bencileyin

Önceki İçerikBosna’lı Bir Âlim: Muhammed Tayyib Okiç
Sonraki İçerikSıfırın İnsan Hâlleri
Hilal Nur KILIÇ
1994 yılında Kütahya'da dünyaya geldi. Babasının öğretmenlik yapmasından dolayı ilköğretim hayatı çeşitli belde ve okullarda devam etti. İnegöl Anadolu İmam Hatip Lisesi'nden lise diplomasını, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden üniversite diplomasını alarak mezun oldu. Aynı fakültede, Türk-İslam Edebiyatı üzerine Yüksek Lisans eğitimine başladı. Tez döneminde İsmail Hakkı Bursevî'nin Nakdü’l-Hâl isimli vâridâtı üzerine inceleme-metin çalışması yaparak eğitimini tamamladı. Hâlen Türk-İslam Edebiyatı Bilim Dalı'nda doktora yapmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here