Bellek Oluşturmak: Güzel Bir Projeyi Takdim

0

 

Bu yazı, Fakültemizde yapılan Bellek Oluşturma Projesini takdim sadedinde kaleme alınmıştır. Projenin muhtevası Fakülte sayfamızda yayımlanacak; açık erişimle, konuya ilgi duyan ilim insanlarının hizmetine sunulacaktır. Şimdilik projeye dair bir ön bilgi sunmak için “takdim”  yazısını Düşünce Feneri okuyucularıyla paylaşmak istiyorum.

Fakültemiz, kırk altı yıllık eğitim ve öğretim tecrübesiyle ülkemizde yükseköğretimin öncü kurumlarından biridir. Bu süre dâhilinde dinî yüksek eğitimden beklenen ihtiyaçları bihakkın yerine getirmiş; ülkemizin olduğu kadar gönül coğrafyamızın da ihtiyaç duyduğu nitelikli insanı yetiştirmeye gayret etmiştir. Gelinen bu noktada, yetmiş iki farklı ülkeden öğrencisiyle eğitim öğretime devam eden bir fakültedir.

Bilindiği gibi yükseköğretim kurumlarının bir görevi, devletin ve milletin ihtiyaç duyduğu alanlarda nitelikli insanı yetiştirmektir. Hangi alanda ve hangi vasıfta yetişkin insana ihtiyaç duyulmaktadır? Her ne kadar bu soru muvacehesinde ihtiyaç duyulan bir yükseköğretim planlaması yapıldığı hususunda, kat’î bir beyanda bulunma imkânımız olmasa da ilahiyatların, ilgili kanunda vaz edildiği çerçevede, “dinî yüksek mütehassıslar yetiştirmek” amacıyla kurulduğu bilinmektedir. Bu itibarla İlahiyat Fakülteleri, ilmî birikimi tetkik ederek yeni nesillere sunmak, dinî düşünceyi sistematik bir şekilde araştırma konusu yaparak zamanın ruhuna uygun bir dil ile topluma sunmak ve lazım olan bilgiyi üreterek bir muhatapların bir fikre ulaşmasını temin sadedinde tesis edilmiş kurumlardır. Dolayısıyla ilahiyat fakültelerinin iki temel görevi vardır. Bunlar;

  • İlmî araştırmalar yaparak toplumun ihtiyacı olan bilgiyi ve düşünceyi üretmek.
  • İlmî araştırmalar yapacak, dinî düşüncenin gelişmesini temin edecek araştırmacı ilim insanlarını, toplumun dinî pratiklerinde onlara rehberlik edecek din adamlarını ve geniş kitleleri bilgilendirecek öğretmenleri yetiştirmek.

Fakültemiz, kuruluşundan itibaren, kanunla sınırları çizilen bu iki temel görevi yerine getirme konusunda canla başla çalışan bir kadroya sahip olmuştur. Bu bakımdan, ilk kurucu kadro verdiği dersler, düzenlediği konferanslar ve yayınlarla bu köklü eğitim kurumunun geleneğini inşa etmiştir. Daha sonraki dönemlerde bu geleneğe bağlı kalınarak çalışmalar artarak devam etmiştir. Dolayısıyla son yıllarda açılan yenileriyle sayısı yüzleri bulan ilahiyat fakülteleri içerisinde “öncü”  ve “kurucu”  bir fakülte olmuştur. Bu “öncü” ve “kurucu” fakültenin tarihi farklı zaviyelerden yazılmaya değer bir özelliğe sahiptir. Bu düşünceden hareketle, pandemi döneminin zorlu şartları içinde ihdas edilen BİLEM TV aracılığıyla Prof. Dr. Adem Apak Hocamızın öncülüğünde organize edilen “45. Yıl Konuşmaları” programı sözlü tarih imkânlarıyla kayda alınan önemli malzemeleri içermektedir. Daha sonraki dönemlerde bu programda ele alınan konular, sadece Fakültemizin değil, ülkemizdeki dinî yüksek eğitiminin de önemli bir kaynağı olacak niteliktedir. Fakat Fakültemizin asıl tarihi, yetiştirdiği öğrenciler, ortaya konulan bilimsel çalışmalar, akademik araştırma ve üretilen yayınlar üzerinden telif edilecektir. Öğrencilere ilişkin konuyu müstakil bir proje olarak ele almak iktiza eder. Kimler yetişti? Hangi meslek dallarında nasıl hizmetler sundular? Bu konuyu daha sonra yapılacak bir ödev olarak not etmekte yarar vardır. Fakat burada, öğretim üyelerimizin ürettiği bilimsel metinlere dair bir hafıza oluşturmak mümkündür.

Bahse konu hafıza oluşturma çabası, bendenizin öteden beri düşündüğüm bir projeydi. Bu düşünce, kurumların ürettiği bilginin o kurumun tarihini yazmak için önemli bir malzeme olduğu fikrinden hareketle, “bellek oluşturma” projesini tasarlamaya vesile oldu. Fakültenin belleğini oluşturmak, iki açıdan önemliydi:

  • Bahsedildiği gibi, Fakültenin üretilen bilgiden yola çıkılarak tarihini telif edecek malzemeyi temin etmek.
  • Köklü bir geleneğe sahip olan bir kurum olarak, üretilen bilgileri ayna edinerek nefis muhasebesinde bulunup bir durum tespitinde bulunmak.

Evet, köklü bir geleneğe sahibiz ama neler ürettik? Hangi meseleyi çözmek için gayret ettik? Öncelikli konularımız var mı? Bu öncelikli konuları, fikri takip esasına matuf derinlemesine ele alacak çalışmalar yapılabildi mi? Ortak projeler yahut buluşmalar yapılarak konular müzakere edildi mi? Yarına ilişkin tasarladığımız projeler var mı? Bir tahayyül veya tasavvur geliştirebildik mi? Bu gibi sorular, yüzlerce ilim insanının mesaisini ve binlerce gencin umudunu bağladığı kurumlarda ciddi bir şekilde sorulup cevaplanmalıdır. Biz bunu yapabildik mi? Bilemiyorum. Ancak mesai arkadaşlarımdan talebim şuydu: En azından bibliyografik bir tespit yapalım.

Bahse konu tespitleri yapmak, 45 yıllık süreyi bihakkın tespit etmek pek kolay görülmüyordu. O sebepten bir sınırlandırmaya gitmek gerekmekteydi. Bu sınırlandırma için, UAK’ın yeni doçentlik kriterlerini gündeme getirdiği dönemleri, daha doğrusu hakemli dergi, uluslararası yayın, yayın etiği ve proje kavramlarının akademik hayatta daha belirgin bir kabul gördüğü 2000’li yılları esas alarak bir tasnif denemesi yapılmasının uygun olacağını gördük. Böylece en azından Fakültemizde son 20 yılda üretilen bilgiyi kayıt altına almış olacaktık. Bu sınırlama faydalı da oldu; kolay erişilen kaynakların taranmasıyla zengin bir muhtevaya ulaşmış olduk. Bellek oluşturma çabasında,

  • Fakültemizde neşredilen dergiler ve bu dergilerde yayımlanan makaleler,
  • Fakültemizde yaptırılan lisansüstü tezler,
  • Akademik kadromuzun yayımlanan makaleleri,
  • Öğretim üyelerimizin yaptığı tezler ve neşrettiği kitaplar,
  • Fakültemizin öncülük ettiği bilimsel toplantılar ve burada sunulan bildiriler.

Bu başlıklardan bilimsel toplantılara projenin ilk ayağında pek fazla yer verilemedi. Ancak diğer başlıklarla alakalı önemli tespitler yapılmış oldu. Nihayet Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanımız Prof. Dr. Kasım Küçükalp’in rehberliğinde genç meslektaşlarım, araştırma görevlilerimiz ve doktora öğrencilerimiz büyük bir emek vererek projeyi hayata geçirdiler. Yapılan bu tasniften yola çıkılarak elbette bazı tespitler yapılabilir. Bu çalışma, yukarıda da işaret edildiği gibi, bir yönüyle hafıza oluşturma, diğer yönüyle durum tespitinden ibarettir. Bu hâliyle, Fakültenin tarihini yazacak olanlar için önemli bir malzeme sunmaktadır. Daha sonraki dönemlerde, eğitim ve bilim tarihçisi olan meslektaşlarım, akademik gelişimi ve ufku tebellür ettirecek analizler ve tespitler yapılacaktır. En önemlisi, sunulan bu ufukla, lisansüstü çalışmalarda ve düşünülen projelerde hangi alanlara ağırlık verileceği hususu da tebellür etmiş olacaktır. Nihayet tahayyül ettiğimiz bu projeyi, samimi bir şekilde çalışarak gerçekleştiren başta “rehber” hocamız olmak üzere genç meslektaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Nitelikli, özgün, sorunlara çözüm üreten, ufuk sunan ve umut veren çalışmaların artarak devam etmesini dilerim.

Önceki İçerikHakikat Müsveddeleri Dünün Fırkaları Bugünün Örgütleri
Sonraki İçerikErzurumlu Emrah
Bilal KEMİKLİ
Prof. Dr. Bilal Kemikli, Sivas’ta doğdu. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamladı, 1998'de doktor, 2002'de doçent ve 2008'de profesörlüğe yükseltildi. Ankara, Yüzüncü Yıl, Süleyman Demirel ve Bursa Uludağ Üniversitelerinde öğretim üyesi ve idareci olarak görev yapan Prof. Kemikli, DPÜ İlahiyat Fakültesi’nin kurulmasına kurucu dekanı olarak öncülük etti. Halen Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı olarak çalışmalarını sürdüren yazar, akademik yayınların yanında kültür-sanat ve edebiyat dergilerinde inceleme, eleştiri ve deneme yazıları yayımladı. Bir süre TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu’nda Çocuklar İçin adlı programı hazırlayıp sundu. Bazı TRT Belgesellerinde danışman ve metin yazarı olarak görev yaptı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here